Fashion Transparency Index (Moda Şeffaflık Endeksi) – 2020

Fashion Revolution

30/04/2020 | 7 dk okuma süresi

Fashion Revolution hareketi, 2016 yılından beri her sene hazırladığı Fashion Transparency Index ’in (Moda Şeffaflık Endeksi) 2020 yılı sayısını yayınladı. Bu sayı, Livia Firth gibi birçok sürdürülebilir moda aktivisti tarafından tepkiyle karşılanırken, H&M gibi hızlı-moda markaları tarafından ise bir manipülasyon aracı olarak kullanıldı. Çıkan sonuçlar üzerinden kesin bir yargıya varmadan önce çalışmayı ve tüm çıktılarını incelemekte fayda var.

Fashion Revolution nedir?
Şeffaflık nedir?
Moda Şeffaflık Endeksi
H&M’in İddiası ve Fashion Revolution’ın cevabı

Fashion Revolution nedir?

24 Nisan 2013 tarihinde, Bangladeş’te konfeksiyon atölyelerine ev sahipliği yapan ve birçok büyük moda devinin de üretiminin olduğu Rana Plaza adlı iş merkezi, içinde işçiler çalışırken çöktü. Daha önce yapılan uyarılara rağmen çalışmaya devam eden bu bina, resmî rakamlara göre 1.134 tekstil işçisine mezar oldu. Kurbanların çoğu genç kadınlardı. Bu olayın ardından, tüm dikkatler, sektörün kirli sırlarından biri olan tekstil işçilerinin çalışma koşullarına çevrildi.

Fashion Revolution hareketi, Rana Plaza felâketine cevaben kuruldu. Hareketin amacı; doğayı koruyup onaran, insanı büyüme ve kârlılıktan üstün tutan küresel bir moda endüstrisi yaratmak. Bu hedefe ulaşmak ve endüstrinin problemlerini çözmek için hareketin kendine belirlediği odak noktası ise şeffaflık.

Fashion Revolution, her sene dünyadaki en büyük markaların şeffaflıklarını derecelendiren Fashion Transparency Index (Moda Şeffaflık Endeksi) adlı bir rapor yayınlıyor. Hareket aynı zamanda, binlerce insanın online ve fiziksel etkinliklerle bir araya geldiği ve moda endüstrisinde sistematik bir değişim için ses yükselttiği Fashion Revolution Week isimli haftada ise daha şeffaf markalar için kamuoyu oluşturmayı amaçlıyor. ( #WhoMadeMyClothes )

Şeffaflık nedir?

Markaların büyük çoğunluğu, kendi üretim ve tedarik tesisine sahip değil. Bu durum tedarik zincirlerinin çevresel ve sosyal etkilerini yönetmelerini zorlaştırıyor. Rana Plaza felaketi sonrasında, çöken binada üretimi olan markaların, enkazdan çıkarılan kıyafetlerin etiketlerinden belirlenmesi bunun en net örneği.

Bir tekstil ürünü, materyal tedariğinden iplik ve kumaş üretimine, ürünlerin boyanmasından dikimine kadar onlarca üreticiden geçerek markaların deposundaki yerini alır. Eğer bir ürünün tedarik zinciri boyunca nerelerden geçtiği bilinmezse, süreç iyileştirmesi yapmak imkânsız hale gelir. Tam da bu yüzden şeffaflık hem markalar hem de müşteriler için daha iyi bir tekstil sektörü yolunda oldukça önemli.

Fashion Transparency Index ’de yer alan şekliyle şeffaflık: markaların tedarik zincirleri, iş pratikleri ve bu pratiklerin işçiler, kamu ve doğa üzerindeki etkileri hakkında; güvenilir, ayrıntılı, kapsamlı, kıyaslanabilir veri ve bilgilerle kamuyu aydınlatmasıdır. Markaların iyi yaptığı işleri ve ilerlemeleri, detaylı veri ve bilgi paylaşmadan açıklamaları şeffaflık değildir. Hatta tam tersine bunun adı green washing (yeşil aklama)’dir.

Fashion Transparency Index ’e göre; şeffaf olmak, sürdürülebilir ve sorumlu üretim anlamına gelmez. Bir marka, tüm bilgilerini kamu ile paylaşabilir ancak yine de kötü çalışma koşulları ve çevresel tahribata neden olabilir. Diğer yandan başka bir marka, kamuyla pek fazla bilgi paylaşmayabilir ama politika ve pratikleri açısından harika bir iş çıkarıyor olabilir.

Fashion Transparency Index

Fashion Transparency Index (Moda Şeffaflık Endeksi)

Fashion Revolution hareketi, 2016 yılından beri Fashion Transparency Index (Moda Şeffaflık Endeksi) adında bir rapor yayınlıyor. Bu raporun 2020 sayısı, dünyanın en büyük 250 global moda markasının, sosyal ve çevresel politikalarını, pratiklerini ve etkilerini ne kadar kamuoyu ile paylaştıklarını inceliyor.

Endeksin amacı, belirli markaların iyi ya da kötü olduğunu paylaşmak, bir alışveriş rehberi sunmak değil. Amacı, büyük ve global markaların ne kadar çevresel ve sosyal bilgi paylaştıklarını ortaya çıkararak, bu markaların ihtiyaç duyulduğunda hesap verebilir olmalarını sağlamak.

Moda Şeffaflık Endeksi, 220 farklı çevresel ve sosyal gösterge incelenerek hazırlanıyor. Bunlardan bazıları: hayvan refâhı, biyoçeşitlilik, kimyasallar, iklim, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, yaşam ücreti, satın alma pratikleri, tedarikçi bilgilerinin paylaşılması, atık ve geri dönüşüm, çalışma koşulları.

Endeksteki markalar seçilirken, yıllık cirolarının 400 milyon dolar üzerinde olmasına ve endeksin bütününde lüks, spor giyim, aksesuar, denim, ayakkabı ve ana akım markaların temsil edilmesine dikkat ediliyor.

Fashion Transparency Index

Raporda incelenen 5 alan mevcut:

  • Sosyal & çevresel politika ve taahhütler: Bu alanda markaların hem kendi çalışanları hem de tedarik zincirindeki diğer tekstil işçileri için sosyal ve çevresel politikalarını ve bunların nasıl uygulandığı değerlendiriliyor. Gucci aldığı %100 puanla bu konuda 2020’nin en iyi markası oldu. Onu %99 puanla Adidas ve Reebok izledi.
  • Yönetim: Yönetim kurulunda kimin çevresel ve sosyal performanstan sorumlu olduğu, bu sorumluluğun çalışanlar, CEO ve üreticilerin performansına nasıl yansıtıldığı, konuda yetkili kişinin kamu tarafından rahatlıkla ulaşılıp ulaşılamadığı değerlendiriliyor. 9 marka bu alanda %100 puan almayı başardı.
  • İzlenebilirlik: Bu bölümde markaların tedarikçi bilgisi paylaşımlarına bakılıyor. Adres, işçi sayısı, cinsiyet analizi, göçmen sayısı, sendikalaşma ve güncellik de bakılan detaylar arasında. Esprit, The North Face, Timberland, Vans ve Wrangler %81-90 arası puanlarla detaylı tedarikçi listelerini paylaşan markalar arasında.
  • Anla, Açıkla, Düzelt: Bu kısımda markaların, çevresel ve sosyal politikalarına göre üreticilerini nasıl değerlendirdikleri, bu değerlendirmelerin sonuçları ve bir sorun çıktığında bunu nasıl çözdükleri, işçilerin şikayetlerini nereye bildirdikleri ve bunların nasıl çözüldüğü inceleniyor. Bu alanda en yüksek puan %59 ile Adidas/Reebok ve C&A’in oldu.
  • Odak Noktalar: Markaların; zorla çalıştırma, cinsiyet eşitliği, yaşam ücreti, sendikalaşma özgürlüğü, atık, döngüsellik, aşırı üretim, sürdürülebilir materyal kullanımı, mikroplastik, orman tahribatı, iklim değişikliği ve su kullanımı konularında neler yaptıkları inceleniyor.
Fashion Transparency Index

Rapordan kısa kısa:

  • H&M (%73), C&A (%70), Adidas ve Reebok (%69) ve Esprit (%64) endekste en yüksek puanları alan markalar.
  • Lüks markalar arasından en yüksek puanı Gucci (%48) aldı. Kering grubun diğer markaları da benzer puanlarla onu takip etti. (Balenciaga %47, Saint Laurent %47, Bottega Veneta %46)
  • Lüks markalar, güçlerini tasarımları, el işçiliği ve zanaat yoğun üretimlerinden alıyor. Bu da üretici bilgilerini bu markalar için başarılarının kilit noktasına yerleştiriyor ve bir nevi ticarî sır halini alıyor. Lüks markalar arasında tedarikçilerinin detaylı listesini yayınlayan ilk marka Ermenegildo Zegna oldu. Gucci, Balenciaga, Saint Laurent ve Bottega Veneta ise ham madde tedarikçilerini paylaşmakla yetindi.
  • İncelenen markaların %54’ünün puanı %20 ve altında kaldı. Bunların arasında çevresel ve sosyal hiçbir göstergesini yayınlamayan (yani puanı %0 olan) markalar da mevcut.
  • Markalar, politika ve taahhütleri hakkında daha çok bilgi paylaşırken, bunları nasıl hayata geçirdikleri yani aksiyonları hakkında yeterli bilgi paylaşmadılar. Markaların Politika ve Taahhüt ölçütünde ortalama %52 puan alırken, diğer ölçütlerde ortalamada %30’da kalmaları bunun bir göstergesi. Ayrıntılı tedarikçi listeleri, denetim sonuçları, maaş ve iklim etkisi verileri gibi asıl fark yaratacak bilgiler hala şeffaflıktan oldukça uzak.
  • Raporun dikkat çektiği başka bir konu ise bilgi bombardımanı. İncelenen birçok markanın, az miktardaki aynı bilgiyi değişik formatlarda tekrar tekrar paylaşarak, bol laf salatasıyla uzun rapor ve açıklamalar yayınladığı ortaya çıkmış. Bu “hikaye anlatıcılığı”nın aslında hiçbir güvenilir bilgi içermediği, sadece okuyanların aklını karıştırdığı ve şeffaflıktan uzak olduğu belirtiliyor.
  • Markaların sadece %23’ü, tedarik zincirindeki işçilerin yaşam ücreti alması konusundaki yaklaşımlarını açıkladı. Sadece 5 marka (%2) işçilerin yaşam ücreti alabilmeleri için izledikleri yol haritasını paylaştı. Bu veriler, temel ihtiyaçlarını karşılamada bile zorluk çeken tekstil işçilerinin ne kadar güç durumda olduğunun bir kanıtı.
  • Markaların büyük bir kısmı satın alma pratikleri hakkında bilgi paylaşmadı. Markaların üretici ve tedarikçileri ile ilişkilerini etkileyen bu pratikler, tedarik zincirindeki işçilerin zamanında ve yeterli ücret alması konusu da etkiliyor. Markalardan sadece %6’sı tedarikçilerine 60 gün vadeli ödeme yaptığını açıkladı.

Raporun final bölümündeki düşünce ve önerilerde ise; markaların, sosyal ve çevresel politikaları, operasyonları ve etkileri konusunda daha şeffaf olmaları ve paylaştıkları bilgilerin ulaşılabilir, anlaşılır, doğru ve ayrıntılı olması gerektiği yer alıyor. Ayrıca, markaların ham maddeden son üreticilerine kadar tedarik haritalarını oluşturup bunu kamuoyu ile paylaşmaları ve Covid-19 süresince tedarikçilerini desteklemeleri gerektiği de belirtiliyor.

Raporun detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

H&M’in iddiası ve Fashion Revolution’ın Cevabı:

Rapor yayınlanır yayınlanmaz H&M, rapordaki yüksek puanını referans göstererek, sosyal medyasından “Dünya’nın En Sürdürülebilir Markası” olduğunu duyurdu. Bunun üzerine büyük tepki toplayan Fashion Revolution şu açıklama bulundu:

Fashion Revolution, markaları hesap verebilir olmaya ve yurttaşları günümüz moda endüstrisinin karmaşık konularından daha fazla haberdar olmaya teşvik etmek için var. Doğruluğu iletişimimizin odağına alıyoruz ve her zaman dürüstlüğü dikkat-çekici sansasyonellikten üstün tutuyoruz.

H&M’in, Moda Şeffaflık Endeksi’mizdeki konumunu yansıtma şekli bizi hayal kırıklığına uğrattı. “Dünya’nın en şeffaf markası olma” söylemi tamamen yanıltıcıdır ve kafa karışıklığına sebep olmaktadır.

Moda Şeffaflık Endeksi, Dünya’daki en şeffaf markayı belirleme amacı taşımaz. Amacı, dünyanın en büyük 250 marka ve mağazasının ne kadar şeffaf olduğunu belirlemektir. Raporda, dünyadaki tüm markaları inceleyip derecelendirmiyoruz. Hiç süphesiz, değişime öncülük eden birçok şeffaf ve küçük ölçekli marka mevcut, ki biz de bunu @FashionOpenStudio programımız ile vurguluyoruz.

Raporda, dünyanın en büyük markalarını inceliyoruz çünkü en çok olumsuz etkiye bu markaların sebep olduğuna inanıyoruz.

Şeffaflık, sürdürülebilirlikle eşdeğer değildir.

Moda Şeffaflık Endeksi, bir alışveriş kılavuzu değildir. Amacı hangi markanın en iyi olduğunu belirlemek değil, hangi markanın en çok bilgiyi paylaştığını ortaya çıkarmaktır. Bu endeksi gittikçe çok daha net bir hale getireceğiz.

Moda Şeffaflık Endeksi, markaların açıklığını ve incelenmeye ne kadar istekli olduğunu ölçer. Markalar; ilkeleri, kuralları ve iş yapış şekilleri hakkında çok fazla bilgi paylaşabilirler, ancak bu onların sürdürülebilir veya etik davrandığı anlamına gelmez. Sonsuz büyüme arayışının kendi içinde sürdürülebilir olmadığını biliyoruz. Ancak, şeffaflık olmadan çevre ve insan sömürüsünün farkına varamaz, onları korumak için harekete geçemeyiz.

Kamunun aydınlatılması, yurttaşların daha fazla bilgi edinme haklarını kullanmalarını sağlıyor. Markaların operasyonlarını gizli tutmaları; kapsayıcılıktan uzak, yurttaşların kâr ve büyümeyi her şeyin üstünde tutmaya devam eden markalara güvenmeleri beklenen bir sistemi sürdürmekten başka bir işe yaramaz.

İlginizi Çekebilir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.