The State of Fashion 2020 – Koronavirüs Güncellemesi

Koronavirus

09/04/2020 | 3 dk okuma süresi

Moda sektörünün en önemli bilgi ve haber kaynaklarından Business of Fashion, McKinsey & Company ile ortaklaşa hazırladığı “The State of Fashion” raporunun 2020 sayısına, koronavirüs nedeniyle bir güncelleme ekledi. Rapor; araştırma ve dataları analiz edip uzman görüşlerine başvurarak, sektör için Covid-19 sonrası 12-18 aylık döneme ışık tutmayı amaçlıyor.

Koronavirüs’ün Tüketici Davranışlarına Etkisi
Sektörün Yeni Normali

Yapılan tüm stratejik ve finansal planları işlevsiz bırakan küresel koronavirüs krizi, moda sektörünün zaten pek de iyimser bakmadığı 2020 senesini çok daha belirsiz ve zor bir hale getirdi. Yarattığı 2,5 trilyon dolarlık yıllık küresel gelirle dünyanın en büyüklerinden biri olan tekstil, salgından en çok etkilenecek sektörlerden biri olarak görülüyor.

Raporda yer alan tahminlere göre, giyim ve ayakkabı sektörü 2020 yılında %27-30 küçülecek. (2021’de 2019’a göre %2-4 büyüme bekleniyor) Lüks pazarında öngörülen küçülme ise %35-39 olarak tahmin ediliyor. (2021’de 2019’a göre %1-4 büyüme bekleniyor) McKinsey’nin analizine göre, eğer mağazalar 2 ay daha kapalı kalırsa, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki firmaların %80’i ciddi finansal zorluklar yaşayacak. Önümüzdeki 12-18 aylık süreçte, birçok küresel moda firmasının iflas edeceği de öngörüler arasında.

Fakirliğin yaygın olduğu ve sağlık sisteminin gelişmediği ülkelere krizin çok daha sert vuracağı belirtiliyor. Örneğin; Bangladeş, Hindistan, Kamboçya, Etiyopya ve Honduras gibi düşük maliyetli üretim yapan ülkelerdeki tekstil işçilerinin işten çıkarılmalarının, büyük oranda açlık ve hastalıklara sebep olacağından endişe ediliyor.

Koronavirüs’ün Tüketici Davranışlarına Etkisi:

Belirsizlik ortamında kendini ekonomik olarak güvende hissetmeyen müşteriler bütçelerini, tekstil gibi keyfî ürünler yerine, gıda gibi olmazsa olmaz harcamalar için ayırmaya başladı. Perakendeye nazaran karantinadan daha az etkilenen online satışlar bile, Avrupa’da %5-20, Amerika’da %30-40, Çin’de %15-25 azalmış durumda. Lüks tüketim, müşterilerinin genelde alışveriş için yurt dışına çıkmaları ve online’ı pek tercih etmemeleri nedeniyle, koronavirüs krizinden en çok etkilenecek segment olarak görülüyor.

Rapor için yapılan ankette, Avrupa ve ABD’li müşterilerin %65’i giyim harcamalarını azaltacaklarını belirtmiş. %56’sı ise pandemi sırasında yaptıkları giyim alışverişlerinin “özel kampanya ve indirim” kaynaklı olduğunu söylüyor.

Sektörde en büyük sıkıntının orta-segmentte yaşanacağı düşünülüyor. Nakit sıkıntısı çeken müşteriler alt segmentten alışveriş yapmaya başlarken, orta gelir düzeyiyse özel indirim ve kampanyaları takip ederek, lüks ve premium markalardan az ama kaliteli ve uzun süre giyilebilecek ürünleri tercih edecek.

Pandemi sırasında nüfusun önemli bir bölümünün eve kapanması, tüketicilerin tempolu hayatlarını yavaşlatarak, günlük alışkanlıkları ve alışveriş davranışları üzerinde düşünmelerine neden oldu. Evde geçirilen zaman, kendi kendine yetme kültürünü yeniden ateşlerken, Y ve Z jenerasyonunun uzun süredir gündeminde yer çevreye duyarlı, etik üretim ve aşırı tüketimden kaçınma konuları, gelecekte de devam edecek gibi görünüyor.

Sektörün Yeni Normali:

Uzmanların görüşüne göre, sektörün eski haline dönmesi 2 seneyi bulabilir. Salgının ilk başladığı Çin yavaştan normalleşmeye başladı ve giyim mağazalarının %90’ı açıldı ancak buna rağmen yapılan alışveriş miktarı hala pandemi öncesinin %50-60 altında. Bu da pandemi tehditi ortadan kalksa bile insanların uzun süre kalabalık caddelerden ve alışveriş merkezlerinden uzak duracağını gösteriyor.

Covid-19 krizi, karantina uygulamalarından dolayı, müşterileri hiç olmadığı kadar online alışverişe yönlendirdi. Bu da online satış ve dijital kanallardan yapılan iletişimi eskisinden çok daha önemli bir hale getirdi. Öyle ki artık yalnızca internet siteleri yeterli değil, canlı yayında yapılan tanıtım ve satış (livestream e-commerce, livestream commerce, live commerce) konuşulmaya ve uygulanmaya başlandı.

Krizin sektörde bu kadar derinden hissedilmesinde yüksek adetli stokların ve uzun tedarik zincirinin rolü büyük. Sektör, bir süredir müşteriden gelen şeffaflık, çevreye duyarlı ve etik üretim talepleri nedeniyle, değer zincirinde değişiklik yapmaya başlamıştı. Koronavirüs, bu değişimin çok daha acil olarak ele alınması gerektiğini gösterdi.  Stok seviyesini daha düşük tutmak için; zamansız ve sezonsuz ürünler üretmek, sezon/koleksiyon sayısını azaltmak, olabildiğince indirimsiz/tam fiyattan satış için katma değeri yüksek ürünlere yönelim bu süreçte öne çıkacak gibi görünüyor.

Koronavirus_2

Firmalar ne yapmalı?

Koronavirüs salgını sırasında hem stok eritmek hem de nakit akışı sağlamak için firmalar “çılgın indirim” kampanyaları yapıyor ancak asıl endişe bunun sektörün yeni normali haline gelmesi. Aynı durum 2008 ekonomik krizinde de yaşanmış ve bu durum indirim kültürünün yerleşmesine neden olmuştu. Bunun sonucu olarak firmalar hala indirimsiz fiyattan ürün satmakta zorlanıyor.

Firmalar bu süreçte; gelirlerini arttırıp, finansal olarak daha stabil hale gelmek için gelecekleri hakkında stratejik düşünmeli; gerekiyorsa elden çıkarma, satın alma, ortaklık kurma gibi kararlar almayı düşünmelidir.

Müşterilere ihtiyaçları doğrultusunda yeni alternatifler ve değerler sunmak için inovasyon çalışmaları asla durmamalı; bu yeni ve belirsiz düzene uyum sağlayabilmek için yeni iş yapış şekilleri icat edilmeli. Sanal moda şovları, dijital showroom’lar, live stream satış, 3D tasarım araçları, yapay zeka destekli planlama modelleri değerlendirilerek, işe entegre edilmelidir.

İlginizi Çekebilir
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.