Etiketin Yazmadıkları – Aslında ne giyiyoruz?

0

Büyük süper marketlerin ve global markaların piyasa koşullarını belirlediği günümüz dünyasında, sağlıklı kalabilmek için ekstra para ve çaba harcamak gerekiyor. Geçmişte dalından kopup sofralarımıza gelen “doğal” ürünler yerlerini, marketlerden alınan sentetiklere bıraktı. Buna karşı gelişen organik tarım mamulleri; yüzlerce işlenmiş, hormonlu ve hatta zehirli ürünün arasında, küçük ve ayrıcalıklı raflardaki yerlerini aldılar. Türkiye gibi güneşi bol, toprağı verimli bir ülkede; üzerinde yetişen ürün, arsası kadar para kazandırmadığı için çiftçiler tarımdan vazgeçerken, birçok ürünü ithal eder hale geldik. Sanayileşmeye çalışırken “Tarım Ülkesi” kimliğimizden vazgeçmenin bedeli hem sağlığımız hem de cebimizden çıkan ekstra para.

Gücü olanlar sağlıklı beslenebilmek için organik ürünleri tercih ederken, iş giyim-kuşama geldiğinde sağlık ikinci plana atılabiliyor. Vücudumuzdaki en büyük organ, giydiklerimize temas eden cildimiz olsa da, eğer alerjiniz yoksa, zehirli tekstilin sağlığımıza olan etkisini net olarak görmek gıdadan çok daha zor. Tekstil üretiminde kullanılan toksik kimyasal maddelerin, o giysiyi üreten işçiye ve çevreye olan, ve dönüp dolaşıp yine bizi bulan zararı, göz ardı edilemeyecek derecede fazla. Ayrıca, üretim esnasındaki su, enerji tüketimi ve karbon salınımı birçok sektörü geri bırakmış durumda.

Bu kaynakların önemli bir yüzdesi elyaf eldesi (pamuk, yün, poliester gibi) ve kumaş üretimi sırasında harcanıyor. Yandaki grafikte farklı giysi türleri ve içeriklerinin ortalaması alınarak, bir ürünün yaşam sonuna kadar, çeşitli aşamalarda harcadığı su ve karbon ayak izi oranları gösterilmiş. Tablonun da anlattığı gibi; aldığımız giysilerin içeriği, biz farkından olmadan hayatımızı ciddi anlamda etkiliyor. Yaptığımız seçim; “pamuk teri emer, naylon terletir, poliester zor buruşur” dan çok daha fazlası.

Peki seçimi, en az zararlı olacak şekilde yapmak mümkün mü? İçeriklerin arkasında yatan ve etiketlerde yazmayan hikayeleri, en azından bir fikir vermesi açısından, elimden geldiğince anlatmaya çalıştım.

CRUGER, MISSISSIPPI - SEPTEMBER, 17:  A crop duster sprays pesticides and herbicides on a cotton field in the Mississippi Delta on September 17, 2004. Depending on the region, some cotton fields can be sprayed as many as thirty times in one season, eradicating infectious diseases, insects, often with harmful side effects on the surrounding environment.  (Photo by Daniel Pepper/Getty Images)

PAMUK vs ORGANİK PAMUK

En eski tekstil hammaddelerinden biri olan pamuk, teri bünyesine çekmesiyle yarattığı kuruluk hissi ve konfor sayesinde, Dünya’da en çok kullanılan elyaflardan biri haline gelmiştir. Doğadan geldiği için güvendiğimiz pamuk, gerçekten inandığımız kadar masum mu?

Yetiştirilmesi için ciddi miktarda suya ihtiyacı olan pamuğun, sadece bir t-shirtte kullanılan miktarının eldesi için 2700 litre suya ihtiyacı vardır. Yani, küresel ısınmayla beraber gittikçe kuraklaşan Dünya’mızdan herbir yeni t-shirt için 2700 litre daha su harcamaktayız.

Pamuk üretimi için ayırılan toprak, Dünya’daki tarım alanlarının %3’ünü oluştururken, kullanılan böcek öldürücü ilaçların (insecticide) dörtte biri pamuk için harcanıyor. Makinalarla daha kolay toplanması için verilen yaprak dökücü kimyasallarla beraber toprağın yapısı bozuluyor, verimliliği düşüyor ve dahası ilaçlara bağışıklık arttıkça, kullanılan miktarlar gittikçe arttırılıyor.

ÇÖZÜM; Organik Pamuk: Üretimi sırasından zararlı kimyasallar kullanılmayan organik pamuk, toprağın verimini düşürmemekle birlikte insan sağlığına zararlı maddeler içermez. Ayrıca genetiği modifiye edilmiş tohumların (GMO) kullanımı da yasaktır.

POLİESTER vs GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ POLİESTER

Poliester, zor buruşması ve dayanıklı olması nedeniyle en çok kullanılan kimyasal liflerden bir tanesidir. Hammaddesinin petrol olması ve lif eldesi sırasında yüksek miktarda enerji harcaması nedeniyle hem insan sağlığına hem de çevreye zararlıdır. Eğer poliester içeren bir kumaşı yakarsanız, aynen bir plastik gibi eridiğini görebilirsiniz; çünkü aslında giydiğimiz şey gerçekten de plastik! Teknik özellikleri nedeniyle özellikle spor kıyafetlerinde fazlaca tercih edilen bu elyafı şu an için hayatımızdan çıkarmak maalesef zor görünse de, daha iyisini satın almak mümkün.

ÇÖZÜM; geri dönüştürülmüş (recycled) Poliester: Plastik şişelerden yapılan geri dönüştürülmüş poliester, hem normal poliester üretiminden daha az enerji harcıyor hem de atık olan ve kullanılmayan plastik şişeler değerlendirilmiş oluyor. İlla plastik giymek istiyorum diyorsanız en azından hali hazırda üretilmiş ve atılmış olanları kullanmak çevreye olan zararı bir nebze azaltacaktır.

AKRİLİK vs YÜN

Akrilik, yüne en çok benzeyen kimyasal liftir. Hatta ucuz kazaklarımızın içeriğine baktığımızda %100 Akrilik olduklarını görürüz. Bazen az miktarda yünle karıştırılarak da kullanılan akriliğin ana bileşeni, kanserojen olan ve deri yoluyla absorbe edilebilen “akrilonitril” dir. Üretimi sırasında toksik kimyasallar gerektiren ve toksik duman açığa çıkaran akriliğin, geri dönüştürülmesi de bir hayli zordur. Ayrıca kısa sürede boncuklanmaya başlaması ve teri absorbe etmemesi, kullanım ömrünü kısalmaktadır. Buna karşılık doğal bir hammadde olan yünün daha dayanıklı ve konforlu olması hem uzun süre kullanım hem de daha şık ve kaliteli bir görüntü avantajı sağlar. Ancak, akriliğe göre açık ara önde olan yün, temizlenmesi sırasında yüksek miktarda suya ve enerjiye ihtiyaç duyar.

Ayrıca hayvanlara acı çektirilerek kırkım yapılması ve kurtçuk problemi nedeniyle uygulanan “mulesing” işlemi yün üretiminin karanlık tarafını gözler önüne sermektedir. Üretim sırasında toksik kimyasalların kullanılmadığı organik/ekolojik yün, hayvan haklarının göz önünden bulundurulduğu üretim, besin için yetiştirilen hayvanların yünlerinin kullanılması gibi uygulamalar olsa da şu an için bunların takibi ve firmaların şeffaflığını sağlamak bir hayli zor.

Maalesef hiçbir hammadde %100 masum değil. Bu durumda bize düşen: Daha az kötü olanları tercih etmek ve daha az ve kaliteli yeni ürün satın almak. Bir sonraki alışverişinizde seçiminizi daha bilgili ve bilinçli yapmanız dileğiyle…

Kaynaklar:
https://dl.dropboxusercontent.com/u/482674620/Rapporter%20MFF/D2.6%20Environmental%20assessment%20of%20Swedish%20fashion%20consumtion%2020150617.pdf
http://www.worldwildlife.org/stories/the-impact-of-a-cotton-t-shirt
http://www.howstuffcompares.com/doc/o/organic-cotton-vs-conventional-cotton.html
https://oecotextiles.wordpress.com/2009/08/11/what-does-organic-wool-mean/
http://edition.cnn.com/2015/09/03/asia/sheep-record-wool-shearer/

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.