Sürdürülebilir Moda: Çıkış Yolu mu Vicdan Aldatmacası mı?

0

Kimyasındaki geçicilik nedeniyle sürekli olarak yenilenmeye, yani; üretim-tüketim döngüsüne ihtiyaç duyan modanın karşısında, sürdürülebilir olma konusunda ciddi engeller var. Bu engelleri aşmak için çözüm üretmeden önce, büyük markalar tarafından çarpıtılan bazı kavramların asıl anlamlarını anlamak  ve iki önemli soruyu cevaplandırmak gerekiyor:  “Moda neye hizmet eder?” ve “Sürdürülebilir Moda gerçekten gerekli midir?”

Sürdürülebilir Moda bir oksimoron mu?

“Sürdürülebilirlik” ve “Moda”, sözlük anlamları itibariyle, bir araya gelemeyecek kadar ayrı dünyalara ait kelimeler. Sürdürülebilirlik özetle “daimi olma yeteneği” ni açıklarken, TDK modayı “geçicilik” le tanımlıyor. Ancak bu kelimelerin altında yatan anlamlar, sözlükte yazanlardan çok daha derin.

Moda (TDK)

1.Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik
2.Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük
3.sıfat Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan

Sürdürülebilirlik; günümüzde mevcut olan kaynakların gelecek nesiller için de kullanılabilir olabileceği bir yaşam biçimini özetler. Yenilenemeyen/ tamir edilemeyen hiçbir şey doğadan alınmamalı ilkesiyle çalışır. Çıkış noktası Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılındaki “İnsanlık, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarını sağlama ve kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahiptir” cümlesine dayanır. Bu tanımlardaki, “kalıcılık” ve “kaynakların akıllıca kullanılmaları” vurgusu moda ile değil; aslında sadece 30 senedir hayatımızda olan fast-fashion (hızlı moda) ile çelişir.

Fast-Fashion nedir?

Fast-Fashion (hızlı moda); “En yeni, en son moda ürünlerini, uygun fiyatlarla, alışveriş özgürlüğü ve heyecanı yaratacak tarzda şık mağazalarda müşteriyle buluşturmak” şeklinde tanımlanıyor. Bu tanım başta kulağa demokratik ve müşterilere hizmet eden bir yaklaşım gibi görünse de madalyonun diğer yüzünde “yenilik” ve “uygun fiyat” kavramlarının göreceliği nedeniyle, daha çok kar/tüketim uğruna sınırlı kaynakların ucuza satılması yatıyor. Bu noktada fast-fashion’ı tarafsız bir gözle “Olabildiğince hızlı ve ucuz üretilen giysiler” olarak tanımlamak yanlış olmaz. 

1940 yılında petrolden elde edilen, doğal materyallere göre (pamuk, ipek, yün gibi) daha ucuz olan sentetik elyafların (polyester, polyamid gibi) hayatımıza girmesi ve hızla gelişen makineleşme; tekstil üretim hızını ciddi anlamda arttırıp maliyetleri düşürdü. Daha önce renklendirmede kullanılan ve yapıları itibariyle her zaman aynı sonucu vermeyen doğal boyarmaddelerin yerini ise daha geniş renk skalasına sahip ancak toksik özellikteki sentetik boyalar aldı. Bu yeni teknolojilerin çevreye ve insan sağlığına olan negatif etkileri, çıktıkları yıllardan itibaren kendilerini göstermeye başladı ancak savaş zamanlarının getirdiği kıtlıktan sonra gelen bu hammadde bolluğu, devletler ve büyük firmalar tarafından daha cazip bulundu.

Moda Sektörü, teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak; her 10 yılda bir değişen egemen silüetin bir adım önüne geçti ve senelik hatta aylık olarak “giyilmesi gereken kıyafetler” in farklılık gösterdiği fast-fashion (hızlı moda) kavramı ile tanımlanır hale geldi. 1990’lar sonrası başlayan bu dönemin çevreye ve insan sağlığına olan etkisi, kendisinden önceki yüzyıllardan çok daha fazla oldu ve olmaya devam ediyor.

Moda neye hizmet eder?

Bugün yaygın moda anlayışının temellerini, ucuzluğunun bir sonucu olan kalitesiz giysilerimiz ve bu kalitesizliği fark etmemizi önleyecek kadar çabuk değişen “trend” kavramı oluşturuyor. Peki “moda” adı altında bize dayatılan bu kısır döngüye neden ayak uyduruyoruz?

Modaya ayak uydurma dürtüsünün altında, diğer birçok davranışımızda olduğu gibi toplum tarafından kabul görme arzusu yatar. Başkaları tarafından sevilmek, takdir edilme isteği ve toplumda sahip olmak istediğimiz roller; giyinme biçimimizi etkiler. Moda, hem grup aidiyetini hem de bireyselliği vurgular. Kısacası; sessiz ama etkili bir iletişim aracıdır. Modayla alakası olmayan kişiler bile satın alma kararlarında, farkında olmadan genel geçer toplum değer ve beğenilerini göz önünde bulundurur.

Modanın hayatımızda bu kadar önemli bir yere sahip olması, manipüle edilmemizi kolaylaştırır.  Giyinme tarzımızın modanın değişim hızına ayak uydurması ve kalitesiz kıyafetleri normal olarak görmemiz bizi bu yanlış işleyişin bir parçası haline getirir. Günün sonunda “Kim bir sene boyunca 2-3 kere giyeceği bir giysiye daha fazla para vermek ister ki?”

Sürdürülebilir Moda gerçekten gerekli midir?

Hayatımıza bu kadar etkisi olan modanın varlığını inkar etmemiz ve herkesin yıllarca tek tip giyinmesini beklememiz mümkün değil. Ancak uymamız için bize dayatılan “hızlı-moda (fast-fashion)” geçiciliğinin Dünya’mıza ve tekstil işçilerine olan etkisi görünenden çok daha fazla.

Bir tshirt için vermediğimiz her bir kuruş, aslında onu üreten işçinin yiyeceğinden, yaşam koşullarından veya çocuğunun eğitiminden eksiliyor. Maliyetleri düşürmek adına üreticilerin yaptığı seçimler; içme sularımızı kirletiyor, toprağımızı zehirliyor, sınırlı kaynaklarımızı tüketiyor.

Gelinen noktada modanın hayatlarımıza olan katkısından vazgeçmeden; daha temiz ve adil üretim/tüketim yapmanın yollarına yoğunlaşmanın tam zamanı. Tüm bu yeni yol ve yöntemler “sürdürülebilir moda”çatısı altında toplanıyor.

 Ana fikir: “Çevresel zararı minimuma indirmek ve sosyal katkıyı maksimuma çıkarmak”

Tasarım, ham madde seçimi, üretim teknikleri, lojistik, pazarlama, kullanım ve sonrası; yani bir kıyafetin tüm hayat döngüsünde gerekli adımlar atılarak, sürdürülebilirliği gözetmek mümkün. Ham maddenin akıllıca seçimi (organik pamuk, geri dönüştürülmüş polyester vs), kesim işleminde atığı minimuma indiren kalıp yerleştirme modelleri, uzun süre kullanımı destekleyecek sağlam dikişler, çevreye zarar vermeyen boyar madde kullanımı gibi atılacak her bir küçük adım, bizden sonraki nesillere çok daha iyi bir gezegen bırakmamıza yardımcı olacaktır.

Kapitalizmin Vicdan Aldatmacası: Yeşil Tüketim

Toplumdaki duyarlılığın artmasıyla, sürdürülebilirliğin yeni bir “trend” halini alması, birçok markanın pazarlama stratejilerinde bu konuyu ön plana çıkarmasına neden oldu. Var oluş şekilleri ile aslında sürdürülebilirliğin ne olmadığını gösteren fast-fashion markaları, sözde bir “duyarlı olma” yarışına girdi ve bu da kavramın içinin boşalmasına neden oldu.

Ana akım sürdürülebilirlik hareketi, tüketicilerin para harcama alışkanlıklarındaki basit değişimlerle çevresel çöküşün engellenebileceğini savunan “yeşil tüketicilik” kavramına vurgu yapar. Farklı tip bir tüketim biçimini teşvik eden bu sistem, çevresel ve sosyal krizin asıl nedeni olan aşırı üretim ve tüketimi azaltmak içinse hiçbir şey yapmaz. Yaptığı, sadece bir yanılsama yaratarak, müşterilerinin tüketmeye devam ederken, vicdanlarını rahatlatmaktır.

Sürdürülebilir Moda’dan asıl kasıt, yeşil tüketim değil; sosyal ve çevresel fayda yaratan bir işleyiş şeklidir. Bu nedenle kıyafet toplama kampanyaları veya zaten bir tasarımcının elinden çıkmış ve olduğu haliyle kullanılabilir, değerli bir kıyafetin kesilip biçilmesi “sürdürülebilir moda” kavramıyla uyuşmaz. (Tek bir elyaf çeşidinden; örneğin %100 pamuk veya %100 polyesterden oluşmayan ve üzerinde düğme, fermuar gibi aksesuarlar bulunan kıyafetler bugünün teknolojisi ile geri dönüştürülemiyor.)

Sürdürülebilir Moda, kıyafetin yaşam döngüsündeki her bir adım için kafa yorulmuş tasarım ve üretim teknikleri ile, yapımında emeği geçen tekstil işçilerinin insanca hayat sürebilmelerini sağlayan bir kar paylaşımıyla ve biz tüketicilerin zorla içine itildiğimiz aşırı tüketim anlayışının farkına varmamızla ulaşılabilecek bir kavramdır. Bütün bunlar göstermelik küçük adımlarla değil, üretim ve tüketim yaklaşımımızın kökten değiştirilmesi ile gerçekleşebilir.

Müşteriler olarak en önemli görevimiz, satın aldığımız kıyafetleri sorgulamak, markalara daha şeffaf olmaları için baskı oluşturmak ve etrafımızdaki insanları daha duyarlı/meraklı olmaya teşvik etmektir. Harcama alışkanlıklarımızla en büyük markalara bile istediklerimizi yaptırma gücüne sahibiz. Çünkü sektörü ne olursa olsun tüm firmalar parayı takip eder.

Kaynaklar:

  • Modanın Tüm Öyküsü
  • Sürdürülebilir Yaşam Rehberi, Scott Kellog & Stacy Pettigrew, Sinek Sekiz- Sürdürülebilir Yaşam Kitapları, 2014
  • Sustainable Fashion Past, Present and Future, Jennifer Farley Gordon, Colleen Hill, Bloomsbury Publishing, 2014
  • www.tdk.gov.tr
  • Wikipedia
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.